Ömür...
“HAZAN”la “GÜLSEMA” iki davadır/ “SİNEDKİ CEVHER” derde devadır/ “KRİSTAL KELEBEKLER” bir mevadır/ "MEDENİYET MİMARLARI" nevadır/ Ömrü beş kitaba böldük efendim

Anadolu’nun kilidi; AFYONKARAHİSAR

Anadolu’nun bütünlüğünü ele geçirmek veya korumak için yapılan büyük savaşların toprakları üzerinde yapıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temellerinin atıldığı, her dönem Anadolu’nun kilidi olmuş ve eski Tunç Çağından itibaren birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Afyonkarahisar, tarihte Anadolu’da bulunan diğer şehirler için de bir köprü görevi üstlenmiştir.

İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bir eşiği, bir geçidi durumunda olan bu şehir Türkiye’nin Batı Anadolu’da tüm yolların birleştiği kavşak noktası durumundadır. Osmanlı döneminde volkanik özellikli doğal bir kaya kütlesi olan kalesi ve daha sonra Türk yerleşim yeri olmuş, Karahisar ismiyle anılan şehir daha sonra tıpta ilaç yapımında kullanılan haşhaş bitkisinin öz suyu olan “Afyon” (haşhaş) ekilen yer olması münasebetiyle Afyonkarahisar adıyla anılagelmiştir.

Her şehir gibi Afyonkarahisar’ın da mazide kökleri ve atide dalları vardır. Şehri bu gözle gezdiğinizde o kökleri ve o dalları görebiliyorsunuz. Kadim medeniyetimizin izleri her tarafında hala görünmekte ve geleceğe aktarılmak üzere muhafaza edilmektedir. Taş ve Maden (kalkolitik) çağından Bizans çağına kadar şehrin çevresinde bulunmuş ve kronolojik bir sıra esas alınarak sergilen tarihi eserleriyle Arkeoloji Müzesi size müthiş bir tarihi yolculuk sunar.

Şehrinin merkezinde iki katlı kâgir bina olan ve 88 Arkeolojik eser, 692 Etnoğrafik Eser, 63 Sikke, 3 Arşiv Vesikası, 2 adet el yazması kitap olmak üzere 848 adet taşınır kültür varlığı bulun Zafer Müzesi yöresel zevklerin sunumudur adeta.

Birçok önemli icraata merkez olmuş, başka Mevlevîhânelerde olmayan “40 Hatimli Şifalı Aşure”geleneği ile tarihte ilklere ev sahipliği yapmış, bahçesinde Derviş Odaları, Matbah, Hamuşan (Mezarlık) bulunan ve Anadolu’da kurulan ilk mevlevîhânelerden olan Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi’nde hala sema yapan Mevlevilerin raksına şahit olursun.

Kale ve Hıdırlık eteklerinde yer alan mahallelerde sivil mimarinin eserlerini, Tâc-ı Ahmet, Zaviye ve Yukarı Pazar mahallelerinde ise ızgara şeklinde dik kesişen sokaklarıyla estetik tarihi mimariyi görürsün.

Şehir merkezinde, volkanik özellikli, yüksekliği 226 metre olan doğal bir kaya kütlesi halindeki Afyonkarahisar Kalesi Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerinden kalma düzenlemeleriyle hâlâ şehri gözetim altında saklamaktadır.

17.yüzyıl ortalarında Kadı Abdullah Efendi tarafından moloz taştan, kagir olarak iki katlı yaptırılmış Taşhan’da eski ile yeninin karışımı bir ticarete şahit olursunuz.

Temizliğin sembolü olan İmaret Hamamı, Kasım Paşa (Alaca) Hamamı ve Millet Hamamı’nda asil milletimizin inancını ve duruşunu görürsün.

Fatih’in baş veziri Gedik Ahmet Paşa tarafından 1472 yılında Mimar Ayaz Ağa’ya yaptırılan Gedik Ahmet Paşa Külliyesinde mollaların sesleri dolaşır kubbelerde.

Şehir Merkezi’nde Cirit kayalığının kuzeyindeki Akarçay üzerinde bulunan Altıgöz Köprüsü meydan okur yıllara ve kıskandırır günümüzün mimarlarını.

1272-77 yıllarında Sahipata Nusratüddin Hasan tarafından yaptırılan, beş sırada sekizerden kırk ahşap sütun üzerine oturtulmuş, mermer mihrabıyla ve ahşap kirişler üzeri renkli kök boyayla geometrik ve bitkisel motiflerle işlenmiş minberiyle Ulu Camii şehrin sembollerinden bir olarak mührünü vurur gelenlerin kalbine. Şehrin merkezinde bulunan ve halk arasında “İmaret Camii” adıyla bilinen Gedik Ahmet Paşa Camii, hamam ve medresesiyle beraber bir külliye oluştururken yine halk arasında “Türbe” veya “Mevlevi Camii” isimleriyle de anılan Mevlevi (Türbe) Camii tek şerefeli minaresiyle Mevlevilik’te Konya’dan sonra ikinci sırada yer alır.

        Şehitlikleri ile tarihimize ayrı bir ışık tutan bu şehrin kahramanlıkları anlatmakla bitirilemeyecek kadar çoktur.

Keçecilik, çanak-çömlek yapımı, halı ve kilim dokumacılığı, dericilik, bakırcılık, yemenicilik ve mermerciliğiyle bu şehir diğer şehirlerimizden ayrılan ve ekonomide kendine özel bir yer bulan nadide bir şehrimizdir.

Tarihi ve kültürüyle gönüllere hitap ederken, sucuğuyla, kaymağıyla, lokumuyla ve özellikle yöreye has hamur işleri, haşhaşlı ve kaymaklı yiyecekleriyle midelere hitap eder ve doyurur gelenleri bu şehir.

Tarihi medeniyetlerin kültür ve sanatını yansıtan ve müzelerini süsleyen arkeolojik kalıntılarıyla, yıllara meydan okuyan yapılarıyla, dikit ve sarkıtlarıyla muhteşem mağaralarıyla, içinizi ısıtan termal zenginlikleriyle, seyrine doyulmayan tabiat güzellikleriyle, alın teri ve göz nurunun akıtıldığı el sanatlarıyla, damaklarda tadı kalan yemekleriyle, kısaca tarihi ve tabii güzellikleriyle hafızalarda kalıcı bir yer edinen Afyonkarahisar, ünlü mutasavvıf Abdurrahim Mısri gibi değerli insanların memleketidir.

Share

Şunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir