Ömür...
“HAZAN”la “GÜLSEMA” iki davadır/ “SİNEDKİ CEVHER” derde devadır/ “KRİSTAL KELEBEKLER” bir mevadır/ "MEDENİYET MİMARLARI" nevadır/ Ömrü beş kitaba böldük efendim

Akdeniz’in incisi; ANTALYA

Her şehrin kendine has bir kimliği vardır. Tarihiyle, kültürüyle, mirasıyla ve zamana bıraktığı değeriyle anılır şehirler. Tarihten aldığı kıymeti yanında asıl günümüzdeki konumu ile de değerlendirilir şehirler.19 ilçesi, 911 mahallesi, 20,723 km2 yüzölçümü ve iki buçuk milyona yaklaşan nüfusu ile Antalya, Evliya Çelebi’nin anlattığının çok ötesine geçmiş ve bir dünya şehri olmuştur. Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, günümüzden 40 bin yıl önce insanların yaşadığı ispat edilmiştir. Hititlerden Kilikyalılara, Perslerden, Romalılara kadar birçok millete ev sahipliği yapan Antalya Selçuklulardan sonra en güzel dönemlerini yaşamıştır. Günümüzde sanayi bölgeleri ile ticareti ile ithalat ve ihracatı ile tarımı ve hayvancılığı ile eğitimi ve sağlığı ile adından söz ettiren ve turizmi ile cazibe merkezi olan bir şehir durumundadır.

Müzeleriyle, hanlarıyla, tarihi mekânlarıyla, sahili ve plajlarıyla dünyayı cezbeden Antalya masumiyetin çok ötesine geçmiş, inanç ve anlayışları zorlayan bir görünüme kavuşmuştur. Karayolu, havayolu ve denizyolu ile ulaşım sağlanabilen şehir, Antalya havalimanı ile uluslararası hava trafiğine de açıktır. Dört mevsimi de güzel olan ve Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Antalya’da, kışlar ılıman ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.

Büyük bir bölümü yıkılmış ve yok olmuş at nalı şeklinde içten ve dıştan surlarla çevrili olan Kaleiçi’nde her dönemin eserini görmek mümkündür. Surların içindeki soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya yönelik evler hem Antalya’nın mimarisi hakkında bilgi verirken hem de bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri en iyi şekilde yansıtmaktadır. Liman yakınında bulunan, gövdesi tuğla ile örülü, sekiz yarım silindirden oluşan Yivli Minare mevcut camiden biraz ayrı bir yerde bulunmaktadır. Camisinin muhtemelen yıkılmış olduğu ve yeni caminin de daha sonra yapıldığının işaretidir belki de. Türkiye’nin en tatlı ve en iyi korunmuş tarihi yaşayan yerleşimi sayılabilecek Kaleiçi, Antalyalıların yanında daha çok turistlerin mekânı olmuştur. Eski Antalya evleri, tatlı restoranları, hediyelik eşya dükkânları ve maddi hesapların manevi alanları bozduğu barları ile fotoğrafçıların gözde mekânı olmuş. “Antalya’da ne güzel yaşanır” dedirtecek kadar güzel mekânların arasında dolaşırken gördükleriniz ve duyduklarınızla zaman zaman içinizin sızladığına şahit olursunuz.

İlk eserden çok az bölüm ayakta kalmış, Bizans döneminde değişikliklere uğramış, Osmanlılar zamanında tamir görmüş, bir kısmı Mevlevihane olarak kullanılmış, sonra cami olarak hizmete açılmış Kesik Minareli Camide tarih yeniden canlanır. İl merkezindeki önemli Türk İslâm yapılarından Karatay Medresesi hala canlılığını devam ettirir. Mevlevihane’de manevi havanın zirvesine çıkarsınız. Zaman bir gergef gibi işlenir saat kulesinde.

Antalya il merkezinin yaklaşık 10 km. kuzeydoğusundaki Düden Şelaleleri şehri simgeleyen tabiat güzelliklerindendir. Tabiat harikası, yemyeşil derin bir vadinin içinde olan, yer yer gölcüklerin oluştuğu sularında çok sayıda balığın yaşadığı Kurşunlu Şelalesi, birçok Türk filminde mekân olarak kullanılmış Manavgat Şelalesi sadece günün değil bir yılın yorgunluğunu alır bedeninizden ve sonsuz bir huzur bahşeder engin dünyanıza. Dim çayında ayaklarınızı suya salar, yudumlarsınız çayınızı keyifli keyifli. Serinlemek umuduyla girdiğiniz Damlataş Mağarasından nefesiniz açılmış ama terlemiş bir vaziyette çıkarsınız. Teleferikle Alanya Kalesine çıkarken Alanya’yı seyreder, kalede dolaşırken bir zamanların hayat tarzının hala yaşadığına şahit olursunuz. Süleymaniye Camiinde huşu ile namaza durur, çıkışta bahçesindeki begonya ağacının altında geçmişe dalarsınız. “Yörük” kültürüyle yoğrulmuş ilin insanlarının el emeği göz nuru kilimleri bugün Avrupa’nın en önemli müzelerini süsler. Halk müziği kültürünün çok büyük bir kısmının bu insanların mirası olduğuna yerinde şahit olursunuz.

Belek, Manavgat ve Alanya’da süslenmiş, çanlı çıngırdaklı develere binnmeden, Kemer’de ve Antalya Kumluca yolunda Yörük çadırlarına girip ayran içmeden, saç kavurması, tandır kebabı, kölle, domates çivesi, hibeş ve arapaşı yemeden döndüğünüzde bir burukluk hissedersiniz içinizde.

Tarihten aldığı güçle geleceği inşa eden ildir Antalya…

Share

Şunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir